https://doi.org/10.36719/2789-6919/43/71-74
Hasan Sağlam
Bakü Türk Anadolu Lisesi
https://orcid.org/0000-0002-5053-839X
hsaglam80@gmail.com
Doğa kültür karşıtlığı: İnsan-Doğa ilişkilerinin modernizme yansıması
Özet
Makalede insan-doğa ilişkilerinin modernist düşüncedeki yansımasından bahsedilmektedir. Modern çağımızda bu ilişkiler ritüel işlevini kaybetmiş olsa da hâlâ kültür ve felsefeyi besleyen ana temel rolünü üstlenmektedir. Mitlerden dini kanonik metinlere yansıyan doğa-insan ilişkileri Rönesans döneminde yeni bir anlam kazanmış, daha sonra hümanizm düşüncesinin temel özü haline gelmiştir. Collingwood, Doğa Tasarımı adlı kitabının “Rönesans görüşü” bölümünde Rönesans döneminde Avrupa'daki doğa felsefesini şöyle açıklıyordu: “Kopernik'in (1473-1543) eserlerinde Yunan görüşüne aykırı bir görüş olarak görülüyordu. ), Telesio (1508-88) ve Bruno (1548-1600) oluşmaya başladı. Bu çatışmanın temel noktası, fizik biliminin incelediği doğal dünyanın bir organizma olduğunu inkar etmek, onun hem akıldan hem de hayattan yoksun olduğunu iddia etmekti. Bu felsefi düşünce, panteizm düşüncesinin şekillenmesiyle birlikte modern sanatın temel unsurlarından biri haline gelmiştir.
19. yüzyıldan itibaren sanatta doğal unsurlar tercih edilmiş, doğa ve insan ilişkileri sanatın temel önceliklerinden biri haline gelmiştir. Modernizmin devamı olarak ortaya çıkan postmodernizm, doğa-insan ilişkisini daha mistik bir biçimde incelemeye başlamış ve büyülü gerçekçiliğin oluşması, insan-doğa ilişkisinin yeniden ortaya çıkmasına yol açmıştır.
Anahtar Kelimeler: insan, doğa, sanat, modernizm, postmodernizm, felsefe